Peru’da neler oluyor? Türkler anlatıyor: Bir gün kadınlar, bir gün erkekler…

class=”cf”>

Peru… 33 milyon nüfusuyla Güney Amerika’nın batısında, Ekvador, Kolombiya, Brezilya, Bolivya ve Şili ile sınırı olan dünyanın en güzel ülkelerinden biri… 1533 yılındaki İspanyol işgaline kadar İnka İmparatorluğu’nun merkezi olması, Machu Picchu ve Nazca Çizgileri gibi güzellikleri ve gizemli tarihiyle tam bir turizm merkezi.

Yalnız bir yılı aşkındır devam eden koronavirüs salgını yüzünden hem turizm hem sağlık hem de ekonomi anlamında ağır darbeler almış durumda… Üstelik Latin Amerika’da koronavirüs salgınına karşı en sıkı önlemleri, en erkenden alan ülkelerden biri olmasına rağmen…

Ülkede ölüm sayıları her geçen gün artarken geçtiğimiz pazar günü hükümetin açıkladığı veriler herkesi şaşkına çevirdi. Peru’daki uzmanlar uzun süredir, gerçek ölü sayılarının resmi istatistiklere girmediğini söylüyorlardı.

Pazar günü 69 bin 342 olan hayatını kaybedenlerin sayısı, inceleme sonrasında 180 bin 764 olarak güncellendi. Peru Başbakanı Violeta Bermudez, yeni verileri açıklarken “Bu güncellenmiş bilgiyi halka açıklamanın görevimiz olduğunu düşünüyoruz” dedi. Bermudez, güncelleme kararını Perulu ve uluslararası uzmanların tavsiyesi üzerine aldıklarını da ekledi.

Peru Sağlık Bakanı Oscar Ugarte, hükümete sunum yapmak için hazırlandığında, rakamlarda farklılıklar sezerek “ölümlerin önemli bir kısmının Covıd-19 kaynaklı olarak sınıflandırılmamış” olabilir düşüncesini dile getirdi. Ölümlerin gerçek sayısını araştırmak için hükümet tarafından ekip kuruldu. Yapılan detaylı incelemeler sonucunda resmi ölüm sayısı üç kart arttı. Önceki veriler yalnızca koronavirüs testi pozitif çıkanları kapsıyor, diğer kriterleri içermiyordu.

Böylelikle Peru bu güncellemeyle, pandemi sürecinde her 100 bin kişide 500 ölümle nüfusuna oranla en fazla ölüme sahip olan ülke haline geldi. Johns Hopkins Üniversitesi’nin verilerine göre güncellemeden önce listenin ilk sırasında her 100 bin kişide 300 ölümle Macaristan bulunuyordu.

Ülkede bir başka gündem ise koronavirüs tedavisinde, genellikle temizlik malzemelerinin ağartılması için uygulanan ‘klor dioksit’ kullanılması. Üstelik bu durum mecliste oylamaya bile sunuldu.

class=”cf”>

Peki nasıl oldu da salgının başında en erken önlemleri alan Peru, Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının artması nedeniyle mezarlıklarda yer bulamayacak hale geldi?

class=”cf”>

Ne oldu da ahşap, tekstil ve temizlik malzemelerinin ağartılması için kullanılan klor dioksit maddesini koronavirüs tedavisi için resmen araştıracak kadar zor bir duruma düştü?

Filmi biraz başa sararak ve ülkede yaşayan Türklerden de görüşler alarak bu sorulara yanıt aradık…

KORONAVİRÜS ÖNLEMLERİNİN EN UZUN SÜRE UYGULANDIĞI ÜLKE

Peru, 6 Mart 2020’de ilk koronavirüs vakasını açıkladı. 14 Mart 2020’de vaka sayısı beşe, 16 Mart’ta ise 100’e yükseldi. Günlük yeni vaka sayıları bu kadar hızlı artınca ülkede hemen sokağa çıkma yasağı gündeme geldi. 17 Mart 2020’de de bir haftalık sokağa çıkma yasağı resmi olarak ilan edildi.

class=”cf”>

Bu karar sonrası sınırlar kapatıldı, olağanüstü hal ilan edildi ve insanlara sadece temel ihtiyaçları için dışarı çıkma izni verildi. Ama bu durum vakaların ve ölümlerin sayısının artmasına engel olmadı. Durum böyle olunca sokağa çıkma yasakları, Haziran 2020’nin sonuna kadar uzatıldı. Böylece Peru, o dönemde dünyada önlemlerin en uzun süre aralıksız uygulandığı ülke oldu.

Haziran ortalarına doğru günlük vaka sayılarında düşüşler gerçekleşti. 28 Mayıs 2020 itibariyle 8 binin üzerine çıkan günlük vaka sayısı 22 Haziran 2020’de 4 binin altına kadar indi. Vaka sayılarında düşüş olsa da, ölümler hâlâ çok yüksekti. Resmi rakamlara göre ülkede koronavirüsten hayatını kaybedenlerin sayısı Haziran 2020 sonu itibariyle 8 bin 500’e ulaşmıştı.

class=”cf”>

‘BİZİ PAZAR YERLERİ VE KAYIT DIŞI EKONOMİ BU HALE GETİRDİ’

Peru’da, Temmuz 2020’ye gelindiğinde, nüfusu çok daha az olmasına rağmen İngiltere hariç bütün Avrupa ülkelerinden daha fazla koronavirüs vakası görülmüştü. Üstelik her 1000 kişiden sadece 6’sına test uygulanmasına rağmen vaka sayıları bu kadar yüksekti. 1000’de 6’lık test oranı birçok Latin Amerika ülkesinden iyi olsa da Avrupa ülkelerinin çok gerisindeydi. Örneğin aynı günlerde İtalya’da her 1000 kişiden 80’ine test yapılıyordu.

Testler yapılıyordu, vaka sayıları da günlük 2-3 bin arasında değişiyordu ama özellikle ölüm oranları bir türlü düşmüyordu.

class=”cf”>

Perulu iktisatçı Hugo Nopo BBC’ye verdiği demeçte Peru’nun sağlık sisteminin böyle bir salgınla başa çıkamadığını ve ölümlerin bu yüzden çok yüksek olduğunu söyledi. Peru’nun salgından neden bu kadar kötü etkilendiğine dair de dört unsura dikkat çekti:

  • Pazar yerleri
  • Kayıt dışı ekonomi
  • Kalabalık aile yapısı
  • Halkın önlemleri ciddiye almaması

“Birçok hane gıda malzemelerini birkaç günden uzun bir süre saklayabilecek imkânlardan yoksun. 2020’de hükümet tarafından yaptırılan bir ankete göre Peru’da hanelerin yüzde 40’ının buzdolabı yok” diyen Nopo, insanların bu yüzden sık sık, özellikle de gıda ürünlerinin satıldığı pazarlara giderek alışveriş yapmak zorunda olduklarını, bu nedenle salgının en çok pazar yerlerinden yayıldığını belirtti. Zaten o dönem Devlet Başkanı olan Martin Vizcarra ülkede salgının en çok pazar yerlerinden yayıldığını birkaç açıklamasında dile getirmişti.

Öte yandan Peru’da tüm çalışan nüfusun yüzde 70’i kayıt dışı ekonomide istihdam ediliyor. Bu oran diğer Latin Amerika ülkeleriyle kıyaslandığında en üst sıralarda yer alıyor.

İktisatçı Hugo Nopo, salgın döneminde sokağa çıkıp işe gitmesine izin verilen insanların çoğunun kalabalık pazarlarda yiyecek sattığına ve işe giderken toplu taşıma araçlarını kullandığına dikkat çekti. Nopo, bu durumun bulaş hızını ve ölümleri arttırdığının da altını çizdi.

Peruda neler oluyor Türkler anlatıyor: Bir gün kadınlar, bir gün erkekler...

Ayrıca ülkede yapılan son ulusal sayımlar Peru’da yoksul gelir grubundaki hanelerin yaklaşık yüzde 12’sinin aşırı kalabalık evlerde yaşadığını ortaya koydu. Perulu bazı yetkililer bu koşullardan ötürü evlerde ve kamusal alanlarda sosyal mesafe kurallarının uygulanmadığını vurguluyor.

Bu gün gelinen noktaya baktığımızda ülkede, 1 milyon 890 bin civarında Covid-19 vakası kaydedilirken, 66 bin 471 kişi de virüs nedeniyle hayatını kaybetti. Son yedi günde de ortalama vaka sayısı 9 bin 650. Son bir haftadır hayatını kaybedenlerin sayısı da 300’lerin üzerinde…

Peki ülkede yaşayan Türkler bu süreçte neler yaşadı?

SIRA DIŞI BİR SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI: ‘BİR GÜN KADINLAR BİR GÜN ERKEKLER’

Mert Şahin, 36 yaşında. Yedi yıldır Peru’nun Cusco şehrindeki Kutsal Vadi’nin Calca kasabasında yaşıyor. ‘El Mono Sabio Calca’ adındaki hosteli işletiyor. Koronavirüs sürecinde yaşadığı en ilginç şeyin sokağa çıkma yasaklarındaki kadın-erkek uygulaması olduğunu söylüyor:

“Peru, Güney Amerika’da ilk kapanan ülke oldu ama sağlık sistemlerine güvenmediler. Hastanelerin yeterli donanıma sahip olmadığını biliyorlardı, risk almadılar ve hemen önlemleri başlattılar. Fakat iş işten geçmişti. Çünkü Peru 12 ay dünyanın her tarafından turist alan bir ülke. Mart, Nisan ve Mayıs aylarında ciddi kısıtlamalar oldu. Gıda alışverişi ve zorunlu durumlar dışında evlerden çıkmak kesinlikle yasaktı. Akşam 6’dan sonra sokağa çıkma yasağı vardı. Sonra kademeli olarak açıldı, bir ara enteresan bir kadın-erkek uygulamasına geçildi. Bir gün kadınlar bir gün erkeklere sokağa çıkma yasağı geldi.”

“Yaşadığım yer turizm bölgesi ve Machu Picchu burada… İlk 3 ay pek bir şey hissetmedim çünkü müşterilerle birlikte kapandık. Ta ki Türkiye ve diğer ülkeler, kurtarma uçuşlarını başlatıncaya kadar. Sonra sıkıntılı süreç başladı ama burada insanlar daha anlayışlı. Örneğin benim mülk sahibim bu olaylar bitene kadar kirayı yarıya düşürdü hâlâ da yarım ödüyorum. Elektrik ve suyu altı ay ödemedik ama şu an ödüyoruz.”

“Peru’da devlet ücretsiz aşılama yapıyor. Sinofarm, Pfizer ve AstraZeneca aşıları uygulanıyor. Şu an 70-79 yas arası aşılanıyor, bize de bilgilendirici mail geldi ve kayıt olduk. Ama sıra ne zaman gelir pek bilmiyorum. Yaşadığım bölge ruhani turizm ile de ünlü bir yer. İnsanlar buraya ayahuasca ve diğer bitkisel ilaçları deneyimlemeye geliyorlar. Bu insanların bir çocuğu aşı karşıtı, devletin zorlaması durumunda Amazon Ormanları’na yerleşeceklerini ve kesinlikle aşı olmak istemediklerini söylüyorlar. Bir de komplo teorileri burada çok yaygın. Bill Gates hepimizi çipleyecek düşüncesinden tutun bu işi uzaylılara bağlayanlar bile var.”

Peruda neler oluyor Türkler anlatıyor: Bir gün kadınlar, bir gün erkekler...

Mert Şahin

‘HERKES PİJAMA SATICISI OLDU’

Hilal Burcu Kocaoğlu, 31 yaşında. Dört buçuk yıldır Peru’nun başkenti Lima’da hayatını sürdürüyor. Gayrimenkul firmasında proje yönetimi alanında çalışıyor. Koronavirüs sürecinde insanların ekonomik olarak oldukça zor bir duruma düştüğünü, neredeyse herkesin pijama satışı yapmaya başladığını anlatıyor:

“Pandemiden dolayı başlarda kapanma ve sonrasında da sık sık karantinalar uygulandığı için küçük restoran sahipleri ve sokak satıcılarının hepsi pijama satıcısı oldu. Pijama Peru’da çok geri kalmış bir sektördü. Neredeyse yoktu… Türkiye’den alıp getiriyordum. Bu sene artık buradan satın alabiliyorum. Herkes evde olunca bu alanda satış patlaması yaşandı.”

“Hükümet başlarda sağlık sisteminin salgınla mücadele edecek kadar yeterli olmadığının farkındaydı. Bu nedenle önlemleri en erken şekilde aldı. İnsanları evlerine kapatmasının amacı salgına karşı önlemden çok vakit kazanabilmekti. İlk vaka çıktığında ülkedeki hastanelerdeki yoğun bakımlarda müsait sadece 17 yatak vardı.”

Peruda neler oluyor Türkler anlatıyor: Bir gün kadınlar, bir gün erkekler...

Hilal Burcu Kocaoğlu ve eşi

“Salgının yayılmasında en büyük etken Peru’da çok fazla düzensizliğin oluşu… İş hayatında çok fazla kayıtsız insanların çalışıyor olması, gecekondu gibi yerleşim yerlerinin çok fazla oluşu, aşırı kalabalık aile düzenleri salgının yayılmasında oldukça etkili oldu. Ne kadar önlem alınmak istense de ileriye dönük çok da başarılı adımlar atılamadı.”

“Sağlık sistemi Peru’da çok iyi bir seviyede değil. Devlet hastanelerine herhangi bir tedavi için bile gitseniz süreç oldukça uzuyordu. Salgınla birlikte bu durum daha da arttı ve hastaneler yetersiz kalmaya başladı. Özellikle korona ile mücadele birinci aşamaya alındığı için neredeyse diğer hastalıklarla ilgilenmiyor. Örneğin yakın çevremde kanser hastası insanlar, bir yılı geçmiş olmasına rağmen hâlâ kontrollerine gidemiyorlar.”

“İlk başlarda hükümet, tam kapanma aşamasında insanların evde kalmalarını destekleyebilmek için 15 günde bir 750 Nuevo Sol (1680 lira) para yardımında bulundu. Tabii bu paraları alabilmek için insanların bankalara gidip hesap açtırması gerekiyordu. Bu durum biraz karışıklık yarattı. Çünkü ülkede banka üzerinden para transferi ya da para hareketleri büyük şirketlerin yaptığı şeylerdi. İnsanların bir banka hesabı bile yoktu. Bu durum uzun kuyrukların oluşmasına ve salgının yayılmasına da neden oldu.”

KLOR DİOKSİT İLE KORONAVİRÜS TEDAVİSİ: ‘KONGREMİZ ACINASI BİR DURUMDA’

Peru’da geçtiğimiz hafta milletvekilleri, ölümcül virüse karşı mücadelede klor dioksit kullanılıp kullanılamayacağını araştıracak bir komite kurmak için oy kullandı. Klor dioksit, tıbbi ekipmanın sterilize edilmesi, endüstriyel makinelerin temizlenmesi ya da ahşap, tekstil ve temizlik malzemelerinin ağartılması gibi endüstriyel işlemlerde yaygın olarak kullanılıyor.

Peruda neler oluyor Türkler anlatıyor: Bir gün kadınlar, bir gün erkekler...

Dünyanın dört bir yanından bilim insanları, klor dioksitin insan vücudunda kullanımına karşı defalarca uyarıda bulunarak iç kanama, solunum ve böbrek yetmezliği dâhil etkilerinin ölümcül olabileceğine işaret ediyor. Ancak kendisi de doktor olan milletvekili Posemoscrowte Chagua, klor dioksitin zehirli olduğuna dair endişeleri reddetti ve bu maddenin koronavirüsle mücadelede hayati bir araç olacağını kanıtlayabileceğini öne sürdü.

Milletvekilleri, 49’a 39 Chagua’nın önerisi lehine oy verdi. Peru’nun yoğun bakım uzmanları derneğinin genel sekreteri Samuel Cosme, kongrenin adımını kınadı ve klor dioksit tükettiği için durumu kötüleşen Covid-19 hastalarını tekrar tekrar tedavi etmek zorunda kaldıklarını söyledi. Cosme yaşananları şu cümleyle özetledi: “Pandeminin Peru’daki durumu ve kongremizdeki durum acınası halde”

Hilal Burcu Kocaoğlu ise “Bu durum insanlar tarafından ciddi tepkiyle karşılandı” diyor. Özellikle insanların hükümete dair çok fazla güvenlerinin olmadığını ve çoğu tepkinin “Böyle gereksiz işlerle mi uğraşacaksınız?” şeklinde olduğunu söylüyor.

MEZARLIKLARDA YER KALMADI! ‘BAUTİSTA’YI EVİMİZİN BAHÇESİNE GÖMDÜK’

Artık ülkede mezarlıklar da alarm vermeye başladı. Başkent Lima’da çok sayıda kişinin, hayatını kaybeden yakınlarını gömmek için mezarlıklarda yer bulamadığı kaydedildi. Geçen ay kalp krizi nedeniyle hayatını kaybeden Joel Bautista’nın ailesi 4 farklı mezarlıkta uygun bir mezar yeri aradıklarını ancak yer bulamayınca Bautista’yı evlerinin bahçesine gömmek zorunda kaldıklarını söyleyerek ülkede gündemin bir numaralı konusu oldu.

Peruda neler oluyor Türkler anlatıyor: Bir gün kadınlar, bir gün erkekler...

Lima’da benzer şekilde cenazeleri için mezarlıklarda yer bulmakta zorlanan birçok kişinin isyanı da ülke basınına yansıdı. İzlediği haberlerden etkilenen ve mezar bulamama korkusu yaşayan Victor Coba adlı vatandaş da kendisi, eşi ve dört akrabası için Lima’nın kuzeyinde bulunan ağaçsız bir alana mezar inşa ettiğini açıkladı. Daha acı olanı da cenaze masraflarının salgın nedeniyle ekonomik durumu günden güne kötüleşen aileler için ciddi mali yük oluşturması…

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

Add a Comment